Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümünde artık yalnızca kurulu güç artışına odaklanan bir ülke olmadığını, depolama, dijitalleşme, siber güvenlik ve yerli sanayi ekseninde yeni bir enerji mimarisi inşa ettiğini söyledi.
Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nde konuşan Yılmaz, enerji dönüşümünün artık çevresel bir tercih olmaktan çıkarak ekonomik dayanıklılık, arz güvenliği ve jeopolitik bağımsızlık meselesine dönüştüğünü belirterek, Türkiye’nin bu süreçte “dönüşümü izleyen değil yön veren ülkelerden biri haline geldiğini” ifade etti.
Yılmaz’ın konuşması, Türkiye’nin son dönemde hızlanan rüzgâr, depolama ve hibrit santral yatırımlarının yalnızca üretim kapasitesi değil, aynı zamanda sistem esnekliği, dijital altyapı ve enerji güvenliği ekseninde yeniden şekillendiğine işaret etti.
EPDK Başkanı, Türkiye’nin rüzgâr enerjisinde artık yalnızca yatırım pazarı olmadığını, aynı zamanda küresel tedarik zincirine entegre olmuş bir üretim merkezi haline geldiğini vurguladı. Kule, kanat ve jeneratör üretiminde sağlanan ilerlemelerin Türkiye’yi enerji ekipmanlarında ihracatçı bir konuma taşıdığını belirten Yılmaz, önümüzdeki dönemde sektörün deniz üstü rüzgâr projeleri, enerji depolama sistemleri ve akıllı şebeke teknolojileriyle daha geniş bir ölçeğe taşınacağını söyledi.
Konuşmasında enerji güvenliği kavramını klasik kaynak çeşitliliğinin ötesine taşıyan Yılmaz, artık bağımsızlığın yalnızca petrol, gaz veya elektrik üretim kapasitesiyle ölçülmediğini, depolama kabiliyeti, dijital altyapı ve siber dayanıklılığın da belirleyici hale geldiğini ifade etti.
“Rüzgârın estiği halde türbinlerin çalışmaması kabul edilemez” diyen Yılmaz, enerji sektöründe kullanılan yazılım ve donanımların siber güvenlik perspektifiyle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Enerji altyapısındaki herhangi bir zafiyetin tüm sistemi etkileyebileceğini söyleyen Yılmaz, siber güvenliğin artık teknik bir başlık değil doğrudan enerji arz güvenliğinin ayrılmaz parçası olduğunu vurguladı.
EPDK’nın son yıllarda özellikle hibrit ve depolamalı yatırımlarda verdiği kapasite tahsisleri de konuşmanın önemli başlıkları arasında yer aldı. Yılmaz’ın verdiği bilgilere göre, çok kaynaklı üretim modeli kapsamında rüzgâr santrallerine yaklaşık 2 bin 500 MW yardımcı kaynak kapasitesi tahsis edildi. Bunun yaklaşık 1.200 MW’lık kısmı işletmeye alınmış durumda.
Son beş yılda rüzgâr santrallerinin kapasite artışı talepleri kapsamında yaklaşık 4 bin 200 MW kapasite tahsisi yapıldığını belirten Yılmaz, bunun 1.800 MW’lık bölümünün devreye alındığını söyledi. Kalan projelerin de hızla işletmeye geçmesinin beklendiğini ifade eden Yılmaz, sürecin yakından izlendiğini kaydetti.
Depolama tarafında ise Türkiye’nin yatırım iştahının güçlü şekilde sürdüğüne işaret eden EPDK Başkanı, bugüne kadar yaklaşık 2.300 MW kurulu güce sahip 54 projeye üretim lisansı verildiğini açıkladı. Bu projelerin yaklaşık 400’lık kısmı işletmeye alınırken, sektörün en dikkat çekici başlıklarından biri olan süre uzatım başvurularına ilişkin de sert mesajlar verdi.
Yaklaşık 10 bin MW’lık süre uzatım taleplerinin sonuçlandırıldığını belirten Yılmaz, gerekli hassasiyeti göstermeyen başvuruların reddedildiğini söyledi. Lisansların yatırım yerine “bekleme aracı” olarak kullanılmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Yılmaz, yatırım süreçlerini geciktiren ve kaynak tahsislerini atıl bırakan yaklaşımlara karşı daha sert bir denetim anlayışının sürdürüleceği mesajını verdi.
Konuşmanın dikkat çeken bir diğer bölümü ise lisanssız üretimde 1 Mayıs itibarıyla başlayan saatlik mahsuplaşma sistemi oldu. Son dönemde sektörün en yoğun tartıştığı düzenlemelerden biri olan uygulamaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, sistemin özünün değişmediğini ancak tüketim davranışlarını daha verimli hale getirecek yeni bir piyasa yaklaşımı geliştirildiğini söyledi.
Yılmaz, yeni modelde üretim ve tüketimin aynı saat içerisinde gerçekleşmemesi halinde tüketicinin ürettiği elektriğin tamamının bedelini almaya devam edeceğini, ancak tüketim kısmını tedarikçiyle yaptığı anlaşma fiyatı üzerinden karşılayacağını belirtti. Böylece tüketicilerin fiyat pazarlığı yapabileceğini, tüketimlerini daha düşük maliyetli saatlere kaydırabileceğini ve ek ekonomik fayda sağlayabileceğini ifade etti.
EPDK Başkanı’nın mesajları, Türkiye’nin enerji dönüşümünde artık yalnızca kapasite artışı hedefleyen bir yaklaşım yerine, şebeke esnekliği, depolama, dijital güvenlik ve piyasa verimliliğini birlikte ele alan daha kapsamlı bir modele yöneldiğini ortaya koydu.
Konuşmasını “Sırtımıza aldığımız rüzgarın gücü ile yüzümüzü güneşe dönerek ilerlemeye devam edeceğiz” sözleriyle tamamlayan Yılmaz, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde daha rekabetçi sanayi, daha güçlü altyapı ve daha yüksek teknolojik kapasite hedefleri doğrultusunda ilerlemeyi sürdüreceğini söyledi.
Yorumlar
Kalan Karakter: