Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, küresel jeopolitik kırılmaların enerji arz güvenliğini teknik bir başlıktan çıkararak doğrudan stratejik bir mesele haline getirdiğini belirterek, rüzgâr enerjisinin artık yalnızca iklim politikalarının değil, ekonomik bağımsızlığın ve ulusal güvenliğin temel unsurlarından biri olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
Ankara’da düzenlenen Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nin (TÜREK 2026) açılışında konuşan Erden, Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ve küresel enerji tedarik zincirlerinde yaşanan kırılganlıkların, enerji bağımsızlığının ekonomik bağımsızlığın ön koşulu olduğunu yeniden ortaya koyduğunu ifade etti. Türkiye’nin enerji koridorlarının merkezinde yer aldığına dikkat çeken Erden, boğazlardan geçen tankerler ve sınırlardan geçen boru hatlarının dışa bağımlılığın maliyetini her gün hatırlattığını söyledi.
Erden, “Rüzgar artık bir alternatif değil; enerji arz güvenliğinin temel unsurlarından biridir” diyerek, rüzgâr enerjisinin ambargolardan etkilenmeyen, sınır tanımayan ve yerli kaynaklara dayalı stratejik bir enerji alanı haline geldiğini vurguladı. Türkiye’de devreye alınan her yeni türbinin enerji bağımsızlığı adına atılmış somut bir adım olduğunu ifade eden Erden, sektörün son 20 yılda önemli bir sanayi ve yatırım altyapısı oluşturduğunu söyledi.
TÜREB verilerine göre Türkiye’nin toplam rüzgâr kurulu gücü mart sonu itibarıyla 15 bin 39 megavata ulaştı. Sadece 2025 yılında 2 bin 141 megavatlık yeni kapasite devreye alınırken, bu rakam sektör tarihinin en yüksek yıllık kurulum performansı oldu. Elektrik üretiminin yüzde 12’sinden fazlası rüzgârdan sağlanırken Türkiye, Avrupa’da en fazla yeni rüzgâr kurulumu yapan ikinci ülke konumuna yükseldi. Erden, 2026 yılında ise 2 bin 500 megavat seviyesinin aşılmasının beklendiğini söyledi.
Konuşmasında yalnızca kapasite artışına değil, yerli sanayi ve tedarik zincirine de vurgu yapan Erden, 2025 YEKA yarışmalarında toplam 1.150 megavat kapasite tahsis edildiğini, teknik şartnamelerde kanat ve kule üretiminde yüzde 65 yerlilik şartı getirildiğini belirtti. Geçmiş dönemde üretimini durduran üç kanat fabrikasının yeniden faaliyete geçmeye başladığını kaydeden Erden, bunun yerli üretim açısından kritik bir gelişme olduğunu söyledi.
Erden ayrıca yatırım süreçlerini hızlandırmayı hedefleyen “Süper İzin Kanunu” ile izin süreçlerinin 48 aydan yaklaşık 18 aya düşürülmesinin hedeflendiğini belirterek, depolamalı rüzgâr projelerinde de lisans süreçlerinin ilerlemeye başladığını ifade etti. Önümüzdeki iki ila üç yılda şebeke güvenliği ve yenilenebilir entegrasyonu açısından depolamalı projelerin ana taşıyıcı unsur olacağını söyleyen Erden, bu tesislerin 2026 itibarıyla devreye alınmaya başlanacağını kaydetti.

Türkiye’nin 2035 hedeflerine de değinen Erden, toplam yenilenebilir enerji kurulu gücünün 120 gigavata, bunun 48 gigavatının ise rüzgâra ulaşmasının öngörüldüğünü söyledi. Ulusal Enerji Planı’nın güncellenmesiyle bu hedeflerin daha da yükselmesini beklediklerini belirten Erden, sektörün yıllık 15 gigavatlık RES ve GES hedeflerini desteklediğini ifade etti. Rüzgâr sektörünün ise YEKA, depolamalı projeler, öz tüketim modelleri ve yeni kapasite mekanizmaları üzerinden yıllık 7 gigavatlık kapasite tahsisine hazır olduğunu söyledi.
Ancak Erden, hedeflere ulaşılması için yapısal sorunların çözülmesi gerektiğini de vurguladı. Süper İzin Kanunu’nun ikincil mevzuatının hızla tamamlanması gerektiğini söyleyen Erden, özellikle yerel yönetimlerde sıkışan ruhsat süreçlerinin yatırım temposunu doğrudan etkilediğini belirtti. İletim ve dağıtım altyapı yatırımlarının yenilenebilir kapasite artışıyla eş zamanlı ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Erden, “Güçlü şebeke enerji dönüşümünün omurgasıdır” dedi.
Artan emtia fiyatları, gözetim vergileri, izin ve ruhsat maliyetleri ile dönemsel elektrik fiyat düşüşlerinin yatırımcı üzerindeki baskıyı artırdığını ifade eden Erden, yatırım ortamının korunması için maliyet unsurlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Depolama yatırımlarının etkin kullanılabilmesi için piyasa tasarımının ve depolama mevzuatının geliştirilmesinin de kritik önemde olduğunu kaydetti.
Finansman tarafında ise Türkiye’nin 2035 hedeflerine ulaşabilmesi için önümüzdeki on yıl boyunca yıllık ortalama 6 milyar dolarlık finansman ihtiyacı bulunduğunu belirten Erden, yalnızca yerli sermayenin yeterli olmayacağını söyledi. Uluslararası finans kuruluşları, ihracat kredi ajansları, kalkınma bankaları ve yabancı yatırım fonlarının çok daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini ifade eden Erden, son dönemde yabancı yatırımcıları çekmek için gündeme gelen vergi muafiyetleri ve sanayi yatırımlarına yönelik desteklerin yenilenebilir enerji yatırımları için de uygulanmasını önerdi. Özellikle Körfez sermayesinin ve uluslararası yatırım fonlarının Türkiye’ye ilgisinin arttığını belirtti.
Denizüstü rüzgâr projelerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erden, Türkiye’nin 5 gigavatlık offshore hedefi doğrultusunda ilk YEKA ihalesinin yapılmasını beklediklerini söyledi. Offshore yatırımlarının yalnızca yeni kapasite anlamına gelmediğini vurgulayan Erden, bu alanın sanayi, liman altyapısı ve denizcilik ekosistemi açısından da stratejik bir dönüşüm yaratacağını ifade etti.
Kongrenin uluslararası niteliğine de dikkat çeken Erden, IRENA, GWEC, WindEurope, GRA ve MEDREG gibi küresel kuruluşların temsilcilerinin yanı sıra Almanya, Danimarka, Hollanda ve BAE büyükelçilerinin de etkinliğe katıldığını söyledi. Türkiye’nin artık yalnızca bir pazar değil, küresel rüzgâr haritasında “oyun kurucu” olma yolunda ilerlediğini belirten Erden, Uzakdoğulu üreticilerin Türkiye pazarına girişinin, Körfez sermayesinin ilgisinin ve ihracat kredi ajanslarının Türkiye’ye yönelmesinin bu dönüşümün göstergesi olduğunu ifade etti.
Erden, konuşmasının sonunda COP31 sürecine de değinerek, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı zirvenin yaklaşık 100 bin uluslararası katılımcıyı ağırlamasının beklendiğini söyledi. Bu sürecin Türkiye’nin enerji dönüşüm hikâyesini dünyaya anlatması açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Erden, rüzgâr sektörünün COP31 sürecinin en aktif paydaşlarından biri olmaya devam edeceğini ifade etti.
Yorumlar
Kalan Karakter: