Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik petrol fiyatlarını yukarı taşırken enerji maliyetleri, ABD’de faiz artışı ihtimalini yeniden gündeme getirdi. Tahvil faizleri yükselirken dolar güçlendi, altın ve küresel hisse senetleri geriledi.
Hürmüz Boğazı’nın fiilen açık mı yoksa kapalı mı olduğu konusundaki karşılıklı açıklamalar, küresel piyasalarda jeopolitik risk primini hızla yükseltti. ABD boğazın açık olduğunu savunurken İran’ın kapalı olduğu yönündeki açıklaması ve deniz trafiğinin belirgin biçimde zayıflaması, enerji arzına ilişkin kaygıları artırdı.
Brent ve Batı Teksas türü ham petrol fiyatları sert yükselerek 200 günlük hareketli ortalamalarının üzerini test etti. Fiyat hareketinin arkasında şimdilik doğrudan bir arz kaybından çok, dünyanın en kritik enerji geçiş güzergâhındaki belirsizliğin yarattığı risk primi bulunuyor.
Ancak Hürmüz’de mesele yalnızca boğazın hukuken açık veya kapalı ilan edilmesi değil. Tanker trafiğinin seyrekleşmesi, sigorta maliyetlerinin yükselmesi ya da armatörlerin bölgeye girmekte tereddüt etmesi de piyasada fiili bir arz sıkışıklığı yaratabilir. Bu nedenle petrol fiyatları, fiziki kesinti yaşanmadan da yukarı yönlü baskı altında kalabilir.
Enerjiden faize uzanan baskı
Petroldeki yükselişin piyasalara asıl etkisi enflasyon beklentileri üzerinden hissediliyor. Artan enerji maliyetlerinin ulaştırma, sanayi ve tüketici fiyatlarına yansıyabileceği endişesi, ABD Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin beklentileri de değiştirdi.
Gecelik endeks swap piyasası, Fed’in yıl sonuna kadar yaklaşık 32 baz puanlık faiz artışına gidebileceğini fiyatlıyor. Bu oran bir hafta önce 17 baz puan seviyesindeydi. Beklentilerdeki değişim ABD tahvil getirilerini vade eğrisinin tamamında yükseltirken iki yıllık tahvil faizi geçen yılın başından bu yana görülmeyen seviyelere çıktı.
Piyasaların dikkati şimdi salı günü açıklanacak haziran ayı ABD tüketici enflasyonuna çevrildi. Yıllık manşet enflasyonun mayıstaki yüzde 4,2 seviyesinden yüzde 3,8’e gerilemesi, çekirdek enflasyonun ise yüzde 2,9’da kalması bekleniyor.
Çekirdek enflasyonun yüzde 3 veya üzerinde açıklanması, enerji maliyetlerindeki yükselişin daha kalıcı fiyat baskılarına dönüşebileceği endişesini güçlendirebilir. Manşet verinin de beklentileri aşması halinde Fed’in eylül veya ekim ayında faiz artırma ihtimali daha güçlü biçimde fiyatlanabilir.
Dolar güçlenirken altın geriledi
Yükselen reel faizler dolar talebini desteklerken faiz getirisi bulunmayan altın üzerinde satış baskısı yarattı. Dolar endeksi gelişmiş ülke para birimlerinin çoğu karşısında değer kazanırken spot altın yaklaşık yüzde 1,5 gerileyerek yılın en düşük seviyelerine yaklaştı.
Bununla birlikte dolar pozisyonlarının yukarı yönde yoğunlaşmış olması, enflasyon verisinin beklentilerin altında kalması halinde ters yönde sert bir harekete zemin hazırlayabilir. Böyle bir tabloda dolar pozisyonlarının çözülmesi, altın ve riskli varlıklarda kısa süreli bir toparlanmayı beraberinde getirebilir.
Körfez’de tırmanan gerilim küresel hisse senetlerini de baskıladı. Asya-Pasifik piyasalarında sert kayıplar görülürken Güney Kore’nin Kospi endeksi gün içinde yüzde 9’a varan düşüş yaşadı. Avrupa ve ABD vadeli endeksleri de negatif bölgede işlem gördü.
Bu hafta başlayacak ABD bilanço sezonu, enerji maliyetlerinin şirket kârları üzerindeki etkisini görmek açısından ayrı bir önem taşıyor. Bankaların ardından çip üreticileri ve Netflix’in açıklayacağı sonuçlar, yapay zekâ odaklı yükselişin pahalı enerji, yüksek faiz ve zayıflayan risk iştahı karşısında ne kadar dayanıklı olduğunu gösterecek.
Hürmüz kaynaklı riskin uzaması halinde petrol fiyatlarındaki artış yalnızca enerji piyasasının meselesi olarak kalmayacak. Enflasyon, faiz, döviz ve şirket kârlılıkları aynı risk hattı üzerinde buluşacak. Piyasalar açısından kritik soru artık petrolün ne kadar yükseldiğinden çok, bu yükselişin ne kadar süreceği.
Yorumlar
Kalan Karakter: