Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hürmüz Boğazı merkezli gelişmelerin küresel enerji piyasalarında arz krizi endişesini artırdığını belirterek, Türkiye’nin petrol ve doğal gaz tarafında arz güvenliği açısından şu aşamada bir sorun yaşamadığını bildirdi. Bayraktar, petrol ve doğal gazda son 10 yılda hayata geçirilen çeşitlendirme politikaları, depolama yatırımları, LNG altyapısı, boru hatları ve yerli üretim hamleleri sayesinde Türkiye’nin krizlere karşı dayanıklılığının arttığını söyledi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, NTV yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Dünyanın çok boyutlu bir krizden geçtiğini ifade eden Bayraktar, özellikle enerji tarafında küresel ölçekte bir arz krizinin konuşulduğunu söyledi.
Pandemi döneminde yaşanan sürecin bir talep krizi olduğuna işaret eden Bayraktar, bugün karşı karşıya kalınan tablonun ise doğrudan arz tarafını etkilediğini belirtti.
Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmamış olsa da piyasalar tarafından “kapalı gibi” fiyatlanmaya başladığını dile getiren Bayraktar, dünyanın en önemli petrol geçiş güzergahlarından biri olan bu bölgedeki gelişmelerin uluslararası enerji piyasaları üzerinde doğrudan baskı oluşturduğunu kaydetti.
Bayraktar, bölgede günlük yaklaşık 20 milyon varillik petrol hareketinin söz konusu olduğuna dikkati çekerek, söz konusu arzın bir bölümünün alternatif güzergahlara kaydırılabilse de önemli bir kısmının kolay ikame edilemeyeceğini ifade etti.
“PETROL VE DOĞAL GAZDA ARZ GÜVENLİĞİ AÇISINDAN ŞU AN BİR RİSK GÖRMÜYORUZ”
Türkiye’nin özellikle Irak ve Suudi Arabistan’dan ham petrol tedarik ettiğini anımsatan Bayraktar, bunun toplam tedarik içindeki payının geçen yıl yaklaşık yüzde 10 seviyesinde bulunduğunu söyledi.
Bayraktar, bu nedenle Hürmüz ve çevresindeki gelişmelerin Türkiye açısından petrol tarafında doğrudan bir arz güvenliği riski oluşturmadığını belirterek, şunları kaydetti:
“Biz özellikle Irak ve Suudi Arabistan’dan ham petrol alıyoruz. Fakat bu toplam tedarikimizin içerisinde geçtiğimiz yıl yaklaşık yüzde 10’lar seviyesindeydi. Dolayısıyla bizim için petrol açısından bu bölge şu an itibarıyla arz güvenliği bakımından herhangi bir risk arz etmiyor.”
Doğal gaz tarafında da benzer bir tablo bulunduğunu vurgulayan Bayraktar, Türkiye’nin yaklaşık 12 ayrı ülkeden LNG tedarik ettiğini, 4 ayrı ülkeden de boru hatlarıyla doğal gaz aldığını bildirdi.
Bayraktar, Katar’dan spot alımlar dışında yüksek düzeyde bir LNG bağımlılığı bulunmadığını belirterek, Türkiye’nin hem doğal gazda hem de petrolde bugüne kadar arz güvenliğiyle ilgili bir sorun yaşamadığını, bundan sonraki süreçte de gelişmelerin çok yakından takip edileceğini söyledi.
“TÜRKİYE SON 10 YILDA KRİZLERE HAZIRLIK NİTELİĞİNDE ÇOK GÜÇLÜ BİR ÇEŞİTLENDİRME STRATEJİSİ İZLEDİ”
Enerjide kriz anlarında anlık tedbir alanının sınırlı olduğuna işaret eden Bayraktar, asıl belirleyici unsurun uzun yıllara yayılan stratejik hazırlıklar olduğunu dile getirdi.
Bayraktar, Türkiye’nin özellikle 2016’dan itibaren enerji arzında çeşitlendirme odaklı bir politika izlediğini belirterek, bu dönemde yerli arama ve üretim faaliyetlerinin hızlandığını, Karadeniz ve Akdeniz’deki çalışmaların yanı sıra yurt dışı arama stratejisinin de devreye alındığını söyledi.
Türkiye’nin dışa bağımlılığı azaltmayı ve kriz anlarında kendi kendine yeterliliği artırmayı hedeflediğini dile getiren Bayraktar, boru hatları yatırımlarının da bu stratejinin önemli bir ayağını oluşturduğunu kaydetti.
TürkAkım’ın 2020’de devreye girmesiyle doğal gazda yalnızca kaynak değil rota çeşitliliğinin de sağlandığını belirten Bayraktar, TANAP’ın devreye alınması, LNG altyapısının büyütülmesi, FSRU yatırımları ve depolama kapasitesinin artırılmasıyla Türkiye’nin esnekliğinin önemli ölçüde yükseldiğini ifade etti.
Bayraktar, “Hem arz güvenliği hem esneklik hem de fiyat açısından alternatif kaynakları Türkiye’ye getirecek bir strateji izledik. Aslında bugünlere böyle hazırlandık.” dedi.
ULUSLARARASI ENERJİ AJANSI’NIN REZERV HAMLESİ VE TÜRKİYE’NİN KATKISI
Uluslararası Enerji Ajansı çatısı altında alınan stratejik rezerv kararına da değinen Bayraktar, üye ülkelerin fiyatlardaki aşırı yükselişi sınırlamak amacıyla koordineli bir müdahale mekanizması üzerinde çalıştığını bildirdi.
Bayraktar, Türkiye’nin de bu çerçevede kendi rezervlerinden yaklaşık 11 milyon varillik kısmı 90 günlük süre içinde serbest bırakacağını açıkladı.
Bu mekanizmanın özellikle petrol fiyatlarındaki anormal yükselişleri baskılamayı hedeflediğini belirten Bayraktar, söz konusu kararın piyasalar açısından önemli bir sinyal niteliği taşıdığını söyledi.
“PETROL VE GAZ FİYATLARINDAKİ ARTIŞ BÜTÇE ÜZERİNDE İLAVE YÜK OLUŞTURABİLİR”
Orta Vadeli Program’da 2026 yılı için ortalama Brent petrol fiyatı tahmininin 65 dolar, enerji ithalatı tahmininin ise 63 milyar dolar seviyesinde yer aldığını anımsatan Bayraktar, mevcut gelişmelerin bu hesapları zorlayabilecek nitelikte olduğunu ifade etti.
Bayraktar, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın Türkiye’yi de etkilediğini vurgulayarak, akaryakıtta eşel mobil sistemi üzerinden bazı tedbirler alındığını, ancak burada marjların giderek daraldığını söyledi.
Savaşın ve arz krizinin uzaması halinde hem petrol hem de doğal gaz maliyetlerinin artabileceğine işaret eden Bayraktar, özellikle Katar kaynaklı LNG akışında yaşanabilecek sıkışmanın spot piyasada fiyatları yukarı çekebileceğini kaydetti.
Avrupa gaz endekslerinde yükselişin başladığını belirten Bayraktar, yalnızca ham petrol değil, özellikle dizel ve diğer ürün piyasalarında da risklerin arttığını ifade etti.
Bayraktar, ürün piyasalarında normalleşmenin daha uzun sürebileceğini belirterek, “Bugün her şey bitse bile piyasanın hemen ertesi gün normale dönmesini beklemek gerçekçi olmaz. Özellikle ürün tarafında geçiş süreci bir iki ay sürebilir.” değerlendirmesinde bulundu.
ELEKTRİK VE DOĞAL GAZDA DESTEK PROGRAMI SÜRÜYOR
Vatandaşlara yönelik enerji desteklerinin devam ettiğini belirten Bayraktar, devletin bu yıl için de elektrik ve doğal gaz faturalarındaki destek mekanizmasını bütçeye yaklaşık 400 milyar lira olarak koyduğunu söyledi.
Bayraktar, son gelişmelerle birlikte bu yükün daha da artabileceğine işaret ederek, enerji fiyatlarının enflasyonla mücadele programı açısından kritik önemde olduğunu dile getirdi.
Beklenen enflasyon doğrultusunda fiyat ayarlamaları planlandığını ancak kış döneminde vatandaşların yükünü hafifletmek amacıyla bu sürecin ötelenerek yönetildiğini belirten Bayraktar, doğal gaz tarafındaki ilave etkinin, mevcut fiyat seviyelerinin yıl sonuna kadar devam etmesi halinde yaklaşık 6-7 milyar dolar düzeyinde olabileceğini bildirdi.
DOĞAL GAZDA KADEMELİ DESTEK MODELİ İÇİN KARAR NİSANDA VERİLECEK
Elektrikte yıllık tüketim sınırına dayalı destek modelinin uygulandığını anımsatan Bayraktar, benzer bir yapının doğal gaz için de hazırlandığını açıkladı.
Bayraktar, ilgili teknik hazırlıkların tamamlandığını, dağıtım şirketlerinin de sürece hazır olduğunu belirterek, geçmiş yılların tüketim ortalamaları dikkate alınarak belirli bir sınırın üzerindeki tüketim için desteğin kademeli olarak kaldırılmasının planlandığını söyledi.
Yeni fiyat gelişmelerinin bu model üzerindeki hesapları etkilediğini belirten Bayraktar, söz konusu değerlendirmelerin nisan ayında tamamlanarak kararın kamuoyuyla paylaşılacağını kaydetti.
IRAK-TÜRKİYE PETROL HATTINDA AKIŞ YENİDEN BAŞLADI
Irak’tan Türkiye’ye petrol akışının yeniden başlamasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bayraktar, söz konusu hattın yalnızca transit bir hat olmadığını, Türkiye’deki rafinerilere de önemli miktarda petrol sağladığını bildirdi.
Bayraktar, geçen yıl bu hattan yaklaşık 2,4 milyon ton petrolün Türkiye’deki rafinerilere ulaştığını belirterek, hattın tarihsel olarak Kerkük petrollerinin Türkiye’ye ve Kırıkkale rafinerisine taşınması amacıyla inşa edildiğini hatırlattı.
Türkiye’nin tahkim süreci boyunca, meselenin esas taraflarının Bağdat yönetimi ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi olduğunu savunduğunu anımsatan Bayraktar, bugün gelinen noktada tarafların kendi aralarındaki anlaşmazlığı çözerek akışı yeniden başlatmasının Türkiye’nin tezlerini doğruladığını söyledi.
Başlangıçta günlük 170 bin varil seviyesinde olması beklenen akışın 240-250 bin varile çıkabileceğini belirten Bayraktar, hattın toplam kapasitesinin ise günlük 1,5 milyon varil olduğunu ifade etti.
Bayraktar, Irak’ın ihracatında alternatif güzergahların önemine yıllardır dikkati çektiklerini, Hürmüz gibi kritik boğazlarda yaşanabilecek riskler nedeniyle Basra’dan Türkiye’ye uzanacak yeni bağlantıların stratejik değer taşıdığını vurguladı.
KARADENİZ’DE BU YIL 6 YENİ SONDAJ HEDEFLENİYOR
Karadeniz’de doğal gaz üretimini artırmaya dönük çalışmaların da sürdüğünü belirten Bayraktar, Türkiye’nin denizlerdeki sondaj filosunun son dönemde daha da güçlendiğini söyledi.
Bayraktar, Türkiye’nin bugün dünyanın dördüncü büyük deniz filosuna sahip ülkelerden biri konumuna geldiğini belirterek, 2026 yılı hedefinin Karadeniz gazı üretimini iki katına çıkarmak olduğunu, 2028’de ise üretimin 4 katına çıkarılmasının amaçlandığını ifade etti.
Mevcut sahalarda üretimi artırmaya dönük çalışmaların yanı sıra yeni keşifler için de aramaların sürdüğünü dile getiren Bayraktar, Batı, Orta ve Doğu Karadeniz’de toplam 6 sondaj hedefi bulunduğunu açıkladı.
İlk iki sondajdan birine önümüzdeki hafta Batı Karadeniz’de başlanacağını bildiren Bayraktar, ikinci sondajın da nisan ayında başlatılmasının planlandığını, ilk sonuçların önümüzdeki birkaç ay içinde alınmasının hedeflendiğini söyledi.
SOMALİ’DE İLK SONDAJ NİSANDA BAŞLAYACAK
Yurt dışı arama stratejisi kapsamında Somali’de yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi veren Bayraktar, Ekim 2024’te başlayan sismik çalışmanın yaklaşık 6-7 ay sürdüğünü ve elde edilen veriler üzerinde kapsamlı analizler yapıldığını ifade etti.
Bayraktar, üç bloktan birinde rezerv ihtimalinin yüksek görüldüğünü belirterek, ilk sondajın nisan ortasında başlamasının planlandığını kaydetti.
Operasyonun teknik olarak son derece zorlu olduğunu belirten Bayraktar, sondaj gemisinin kule yüksekliği nedeniyle Süveyş Kanalı’nı kullanamadığını, bu nedenle Afrika’nın güneyinden dolaşarak yaklaşık 45-50 günlük bir seyirle Somali’ye ulaştığını anlattı.
Somali’de yürütülecek çalışmaların hem Türkiye hem de Somali açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Bayraktar, “Biz umutlu olduğumuz bir yerde sondaj yapıyoruz. İnşallah hayırlı bir neticesi olur.” dedi.
“AKKUYU’DA HEDEF BU YIL İLK ELEKTRİĞİ ÜRETMEK”
Nükleer enerji projelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk reaktöründe hedefin bu yıl içinde ilk elektriğin üretilmesi olduğunu söyledi.
İnşaatın büyük ölçüde tamamlandığını ancak nükleer santrallerde devreye alma süreçlerinin uzun ve çok aşamalı olduğunu vurgulayan Bayraktar, test süreçlerinin aylar sürebildiğini ve yüzlerce işlemi kapsadığını ifade etti.
Kriz dönemlerinin nükleer enerjinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Bayraktar, Türkiye’nin Akkuyu’daki 4 reaktörü tamamlamasının, ardından Sinop ve Trakya projelerini hayata geçirmesinin enerji çeşitliliği açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
SİNOP VE TRAKYA İÇİN GÜNEY KORE, KANADA, ÇİN VE RUSYA İLE GÖRÜŞMELER SÜRÜYOR
Sinop ve Trakya’daki nükleer projeler için çeşitli ülkelerle görüşmelerin sürdüğünü bildiren Bayraktar, Güney Kore, Kanada, Çin ve Rusya’nın bu süreçte temas halinde olunan ülkeler arasında yer aldığını ifade etti.
Bayraktar, henüz hiçbir ülkeyle imza atılmadığını belirterek, Türkiye’nin artık 30 yıl önceki Türkiye olmadığını, Akkuyu’da elde edilen tecrübe sayesinde daha yüksek yerlilik, daha rekabetçi teklif ve daha güçlü insan kaynağı katkısı beklediklerini söyledi.
Küçük modüler reaktörler konusunda da Türkiye’nin önemli hedefleri bulunduğunu kaydeden Bayraktar, 2050’ye kadar 5 bin megavatlık bir SMR kapasitesinin planlandığını açıkladı.
LİBYA, BULGARİSTAN VE YENİ ORTAKLIKLARLA YURT DIŞI ENERJİ HAMLESİ BÜYÜYOR
Türkiye Petrolleri’nin yurt dışındaki faaliyetlerinin yeni dönemde daha aktif hale geleceğini belirten Bayraktar, Libya’da biri denizde biri karada olmak üzere iki blokta ruhsat alma hakkı kazanıldığını söyledi.
Bu sahalarda uluslararası ortaklarla birlikte çalışılacağını ifade eden Bayraktar, bir projede Repsol, diğerinde ise MOL ile ortaklık yapısının bulunduğunu kaydetti.
Libya’nın yanı sıra Afrika, Orta Asya, Azerbaycan, Irak ve Suriye gibi bölgelerde de satın alma, ortaklık veya hisse alımı yoluyla büyüme stratejisinin değerlendirildiğini belirten Bayraktar, uluslararası enerji şirketleriyle temasların sürdüğünü bildirdi.
Shell ile Bulgaristan offshore sahasında ortak arama planlandığını açıklayan Bayraktar, BP, Exxon, Chevron ve Total gibi şirketlerle de çeşitli düzeylerde görüşmeler yapıldığını söyledi.
Bayraktar, Türkiye Petrolleri’ni önümüzdeki birkaç yıl içinde günlük 1 milyon varil petrol ve doğal gaz eşdeğeri üretim yapan bir şirket haline getirmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.
“TÜRKİYE YENİ ENERJİ MİMARİSİNİ BU YIL AÇIKLAYACAK”
Türkiye’nin enerji alanında yeni bir uzun dönemli mimari üzerinde çalıştığını da belirten Bayraktar, 2021’de açıklanan 2050 perspektifli planın bu yıl yeniden gözden geçirileceğini söyledi.
Bayraktar, küresel gelişmeler, yeni kriz senaryoları, yenilenebilir enerji hedefleri, nükleer yatırımlar, boru hatları, elektrik iletim projeleri ve enerji arz güvenliği başlıklarını içeren yeni enerji mimarisinin 2026 içinde kamuoyuna açıklanacağını bildirdi.
Türkiye’nin yalnızca kendi arz güvenliğini değil, bölgesel enerji güvenliğini de destekleyen bir ülke olmayı hedeflediğini vurgulayan Bayraktar, yeni iş birliklerinin aynı zamanda bölgesel barış, istikrar ve kalkınmaya da katkı sağlayacağını ifade etti.
Yorumlar
Kalan Karakter: