Rusya’nın devlet nükleer enerji şirketi Rosatom, Belarus Nükleer Güç Santrali’nde üçüncü güç ünitesinin inşasına ilişkin Minsk ile nihai anlaşmalara önümüzdeki birkaç ay içinde ulaşmayı bekliyor. Olası anlaşma, Belarus’un nükleer enerjiye dayalı elektrik üretim kapasitesini artırırken, Moskova’nın Doğu Avrupa’daki enerji teknolojisi etkisini de güçlendirecek.
Rosatom Üst Yöneticisi Aleksey Lihaçev, Rus devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Belarus tarafıyla üçüncü ünite konusunda “ciddi görüşmeler” yürüttüklerini belirterek, projenin hem teknolojik konfigürasyonu hem de ekonomik modeli üzerinde nihai uzlaşmaya kısa süre içinde varılabileceğini söyledi.
Lihaçev, Belarus’un nükleer enerjiye geçişle birlikte “dünyada nükleer santrale sahip en büyük 10 ülke arasına girdiğini” ifade ederek, ülkenin ilave kapasiteye yönelik iştahının arttığını vurguladı. Rosatom CEO’suna göre üçüncü ünite, Belarus ekonomisinin 2030’larda artacak elektrik talebini karşılaması açısından “makul” bir seçenek olarak değerlendiriliyor.
Belarus’un Ostrovets kentindeki mevcut santral, her biri 1,2 GW kapasiteli Rus tasarımı iki reaktörden oluşuyor. Santralin ilk ünitesi 2021’de, ikinci ünitesi ise 2023’te devreye alınmıştı. Üçüncü ünitenin hayata geçirilmesi halinde tesisin toplam kurulu gücü 3,6 GW seviyesine yaklaşacak ve Belarus elektrik sisteminde nükleerin ağırlığı daha da artacak.
Proje yalnızca elektrik üretim kapasitesi açısından değil, finansman ve teknoloji bağımlılığı bakımından da önem taşıyor. Belarus’un ilk nükleer santralinin inşasında Rosatom’un teknoloji sağlayıcı rolü belirleyici olmuştu. Üçüncü üniteye ilişkin yeni anlaşma, Minsk’in enerji sisteminde Rus teknolojisine dayalı uzun vadeli yapıyı derinleştirebilir.
Avrupa enerji krizinin ardından nükleer enerji, arz güvenliği ve düşük karbonlu elektrik üretimi tartışmalarında yeniden daha merkezi bir konuma yerleşti. Belarus açısından üçüncü ünite, ithal fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma ve sanayi tüketimi için daha öngörülebilir elektrik arzı sağlama hedefiyle ilişkilendiriliyor.
Bununla birlikte proje, jeopolitik açıdan hassas bir dönemde gündeme geliyor. Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle Batı yaptırımları altında olduğu bir ortamda Rosatom, uluslararası nükleer pazardaki faaliyetlerini sürdürmeye çalışıyor. Belarus ise Moskova ile yakın siyasi ve ekonomik bağları nedeniyle Rus enerji altyapısı ve finansman modellerine daha fazla entegre olmuş durumda.
Üçüncü ünitenin ekonomik modeli, projenin nihai kaderi açısından kritik olacak. Nükleer santral projelerinde yüksek ilk yatırım maliyeti, uzun inşaat süresi ve finansman koşulları, teknik kararlardan en az reaktör seçimi kadar belirleyici hale geliyor. Rosatom ile Minsk arasında önümüzdeki aylarda varılacak olası uzlaşma, yalnızca mühendislik takvimini değil, Belarus’un uzun vadeli elektrik fiyatlaması ve enerji arz stratejisini de şekillendirecek.
Yorumlar
Kalan Karakter: